görüntü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
görüntü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2009 Cuma

ela gözlüm | paula darwish

kerem et aklından çıkarma beni.

2 Haziran 2009 Salı

ahmedo ronî | nizamettin ariç û aynur doğan


[nizamettin ariç, ahmedo roni]


[aynur doğan, ahmedo]

Ehmedo ronî heyran tu ne mîr î ne hekîm î
Kuro gede tu ne mîr e, ne hekîm e
Li bala dilê min evdala xwedê de
Tavî kî ji tavî ya biharê
Meha gulan û nîsan û adar e
Li ser sing û berê min evdala xwedê de
Ne dixûricî ne dibarî
Ehmedo lo lo ...

Ehmedo ronî heyran navê min besna ye
Kuro keder navê min besna ye
Li tilî û pêçî minê ar morî wek şemaye
De sing û berê min evdala xwedê
Ji te re mîna kûşk û seray werçî ma ye
De berê kerîyê pezê xwe ser de gêr ke
Min ê bi hemdê xwe ji te re destûr da ye
Ehmedo lo lo

Ehmedo ronî heyran bira dê û bavê min
Xêrê bikin
De bira dê u bavê min xêrê bikin waêê qet nebînin
Dewezê çewa neda me ehmedê kur û barî
Ma di gûnd de min dil tê da
Wezê da me gedê kurapê min ê
Heramî mêra xudanê heft jina heftê salî
Wezê bala xwe dididimê heba ferê dirana tune di devda
Ehmedo lo..

türkçede;

ahmedim aydınlığım
hayran olduğum sen ne bey ne de hekimsin
ben allah'ın garibinin gönlünde
bir bahar yağmuru
aylardan mayıs, nisan ne mart
ben allah'ın garibinin gögsünün üzerinde
ne döküldüm ne de yağdım

ben garibim
yüreği özlem dolu bir garibim
gece karanlıktır seni göremiyorum
dediler ki erkeklerin yasının sesi
kalmamış gelmiyor ülkede
ben kalmayayım
yazın sıcağında eriyip kalmayayım

...

24 Mayıs 2009 Pazar

hesret çekdim | lejla jusic



hesret çekdim [uygur türkçesi]

Aydin ayriyalmaymen ay yüzüngni körgende
Eymenip qaralmaymen qoshumang türülgende

Oooo hesret chektim, oooo o yarni saghindim
Oooo hesret chektim, oooo o o yarni saghindim

Qoshumang türülgende renjigenmiding mendin
Ishenchim sanga kamil, ümüd üzmedim sendin

Oooo hesret chektim, oooo o yarni seghindim
Oooo hesret chektim, oooo o o yarni seghindim

Men seni panah tartip aywaningda yataymu
Alte künlük alemde sening derdingni tartaymu

hasret çektim [hâl-i hazırda anadolu türkçesi]

Aydan ayıramıyorum ay yüzünü görünce
Utanıp bakamıyorum kaşlarını çatınca

Oooo hasret çektim, ooo yari özledim
Oooo hasret çektim, oooo o o yari özledim

Kaşlarını çattığında benden incinmiş miydin
Güvenim sana tam, ümit kesmedim senden

Oooo hasret çektim, ooo yari özledim
Oooo hasret çektim, oooo o o yari özledim

Ben senin penahına sığınıp eyvanında yatar mıyım
Altı günlük dünyada senin derdine dayanır mıyım
...
*leyla yusiç, boşnak sanatçı. sarayevo demeden evvel adı zikredilesi. derd.

...

12 Nisan 2009 Pazar

göçtü kervan kaldık dağlar başında | ismet özel

*


Ah nice bir uyursun uyanmaz mısın
Göçtü kervan kaldık dağlar başında
Çağrışı tellallar inanmaz mısın
Göçtü kervan kaldık dağlar başında

Emr-i hac göçeli hayli zamandır
Muhammed cümleye dindir imandır
Delilsiz gidilmez yollar yamandır
Göçtü kervan kaldık dağlar başında

Yunus sen bu dünyaya niye geldin
Gece gündüz Hakkı zikretsin dilin
Enbiyaya uğramaz ise yolun
Göçtü kervan kaldık dağlar başında

*âf!

7 Şubat 2009 Cumartesi

allahuekber diyen adam*


aliya izzetbegoviç bosna ordusunu selamlıyor.
hakan albayrak'ın yönetmenliğinde, ebubekir kurban'ın yönetmen yardımcılığında çekilen saraybosna sevgilim filminin son sahneleri.

etrafına bakıp allahuekber dedi
ve o aşamada
aslında bütün aşamalarda
ekleyecek bir şeyi yoktu*
*h.a.

6 Şubat 2009 Cuma

beşir'le vals

Ortadoğu'yla bağı olan filmlerin siyasi bir zemine oturması hiç de yadırganacak bir durum değil. Çünkü karmaşık bir siyasi ortamdan beslenen yapımların içine çeşitli yaşanmışlıkların sızması gayet anlaşılır. Abbas Kiarostami ya da Amos Gitai filmlerinin kimi zaman metaforlarla örülü yapısı bir kenara, bu coğrafyadan çıkan kimi filmler doğrudan Ortadoğu'nun tarihiyle hayat buluyorlar. Üstelik bu durum, ortaya çıkan film, genelde 'hafife alınan' animasyon türünde yapımlar olduğunda bile değişmiyor. Misal, "Persepolis" (2007), sade çizgilerle bir kişinin hayatını anlatırken, İran'daki değişimi perdeye yansıtıyordu. "Beşir'le Vals" ("Vals Im Bashir", 2008) de yönetmen Ari Folman'ın hayatına ışık tutmakla birlikte, 80'lerde yaşanmış katliamları ve bölgedeki olayları aktarıyor.
"Beşir'le Vals"in üzerinde en fazla durulması gereken özelliklerinden biri "kişiselliği". Filmde izleyici, Folman'ın bakış açısını paylaşıyor. Folman gibi, olayların içine git gide giriyor ve film ilerledikçe daha çok noktanın ucu aydınlanıyor. Şahsi olmasının ve yönetmenin bakış açısını yansıtmasının film için belli avantajları var. "Beşir'le Vals" bu sayede, belli sorumluluklardan kaçınabiliyor. İsrail-Filistin meselesinin tarihine, ya da filme ismini veren Beşir Cemayel'in Lübnan'daki falanjistler arasında neden bu kadar popüler olduğuna ve onun fikirlerine girmiyor mesela. Filmin en fazla eleştirilen noktalarından birisi de bu. Ancak Ari Folman'ın önceliği, bizi kendi deneyimine ortak etmek olduğu için bu noktaları atlayabiliyoruz. Bu açıdan film, İsrail'in tarihi değil, Folman ve arkadaşlarının kişisel tarihi olarak karşımızda duruyor.
'Ortada' bir film
Savaş karşıtı ve hümanist bir tarafı olmasına rağmen film, radikal bir duruş taşımıyor. Bu bakımdan biraz 'ortada' bir film izlenimi veriyor. "Beşir'le Vals"in İsrail'de solcular kadar sağcılardan da destek görmesi ve her iki kesimin filmi benimsemesi bununla alâkalı olabilir. Bununla birlikte film, katliamların karşısında duruyor ama Lübnanlı lider Beşir'in öldürülmesinin ve bu durumun falanjistler üzerinde ne kadar büyük bir travma yarattığını açık bir şekilde dile getirerek, Lübnan'daki katliamların çıkış noktasında Filistinlilere topu atıyor sanki. "Hatamız var, göz yumduk ama asıl suçlu falanjistler ve onların da liderleri öldürüldü" diyerek kendini de aklıyor yani. Bu bakımdan filmde bir karşı açının eksikliği hissedilebilir. Karşı taraftan birinin, mesela olaylara bir şekilde tanık olmuş bir Filistinlinin de filmde yer alması pekâlâ mümkün olabilirdi. Bir arkadaşını görmek için Hollanda'ya giden yönetmenin bir Filistinliyi bulmaya da gücü yeterdi herhalde. Ancak bu durum yine yönetmenin tercihine bağlanabilir ve biz de bu noktada filmin 'kişisel' bir belgesel olduğunu hatırlayabiliriz. Film nihayetinde İsraillilerin bakış açısı, deneyimleri ve yönlendirmeleriyle şekilleniyor. Bu 'kişisellik' meselesi filmin sığınak noktası gibi.
Filmin "hafıza" meselesiyle de yakından bir bağı var. Folman'ın geçmişi hatırlama, hafızasını tazeleme çabası filmin çıkış noktası. Bununla birlikte, Folman askerliğine dair görüntülerinin hafızasından nasıl silindiğine dair taşlı yolu izlerken bir dedektif titizliğine başvuruyor. Bu süreçte biz de hafızanın nasıl canlı olduğuna, travmatik durumlardan kaçınmak için ne gibi hilelere başvurduğuna şahit oluyoruz.
Hepimiz seyirciyiz...
Filmin seyirci olmaya dair doğrudan bir sözü de var. Filmde bir psikolog, savaş zamanındaki bir fotoğrafçıdan bahsediyor. Söz konusu fotoğrafçının savaşa günübirlik bir gezi gibi yaklaşarak, yani çatışmaları ve felaketi kendine yabancılaştırarak, kendini bu olayların uzağında tutmaya çalıştığını öğreniyoruz. Bu noktada, o fotoğrafçının durumu seyirciyle özdeşleşiyor. Bu noktada filmin kendisiyle birlikte biz izleyenleri de 'suçlu' olarak itham ettiği de iddia edilebilir. Çünkü biz de o fotoğrafçı gibi, yaşananlara ancak dışarıdan ve pasif bir konumda bakıyoruz.
"Beşir'le Vals"in hafızanın savunma mekanizmalarına değinmesi, Lübnan'daki katliamları, bilmeyenler açısından göstermesi, tüm bu çatışma sürecinde bizim de birer seyirci olduğumuzu hatırlatması önemli bir girişim. Üstelik animasyon olmasına rağmen gerçekçiliğinden ödün vermemesi de filmin olumlu bir yönü. Biliyoruz ki, filmin gösterdikleri gerçekten oldu ve Folman da olanları etkileyici bir biçimde aktarıyor. Ancak "Beşir'le Vals"in kişisel bir film olduğu gerekçesiyle birçok noktayı açıkta bıraktığı ve tek bir bakış açısı taşıdığı da aşikâr.
-gökhan şeker

zenci not; beşir'le vals, zat-ı katil yönetmenin bir tür vicdan borç ödeme tahsilat denemesi olsa gerek. ısrarla bir adamın kişisel hikayesi diyor söyleşilerinde. -yani one man's personal story! bir adam karşındakini öldürdüğünde, bu mesel nasıl kişisel kalabiliyor? filmi izleyelim de, bakalım. mutlaka izlenmeli, mutlaka.

http://waltzwithbashir.com/

fragman,

2 Şubat 2009 Pazartesi

no çi halo | mehmet atlı