arif ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arif ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2009 Pazar

infaz | arif ay

mahcup bir cellat gizli bende
her gün yağlar durur ipini
vakti yok infazların
kendi infazda vakitlerin
hızarlara gelemem gayrı
hizalara da
çürütülmüş bir köküm şurda burda

seni düşlemeye gün yetmiyor artık
günler bende bakırçalığı
serin rüzgarlarda saçların
yapraklarda sesin
bin yıldızlı gök yaptım gözlerinden
sevgilim demek için geceme

zor yollardayım
önüm ardım cinnet mahyaları
cam kırıkları dökülüyor ıslıklardan
gül değil yalnızlık bu elden ele
kıyamet habercisi çarşılarda
...

28 Ocak 2009 Çarşamba

yirmibeş yıl sonra bir akşam ilhami çiçek'le | arif ay

Işıklar içinde bir düğün
Düğüm düğüm anılarıyla yılların
Elimden tutuyor akşam
Oğlun Abdurrahman Nuri'yi gördüm ilk kez
Büyümüş dal gibi delikanlı İlhami

Akar gider yaslar da
Yeisler de bilinmez ki
Yolun sonu ışık mı
Karanlık mı

Sürmeseydin akıl atını boşluğa
Hiç olmazsa ümit ederdim
Pendik'ten İlhami Çiçek gelecek diye

Hazan mı sorma
Toprakta yanık türkü buğusu
Cüzzamsa mevsimleri de aştı
Ruhumuz mat
Acımız plastik

Bakıp sığındığın barınaktan
Şu saçma halimize
İyi ki buradayım mı diyorsun
Özledim be kardeş
Kırılsa da baktığın 'o küllî aynalar'
Hâlâ yanar içimde o eski ateş

12 Kasım 2008 Çarşamba

çocuklar nerde | arif ay

sana anlatacaklarım var
otur
bir bardak su biraz zeytin
gözlerin/tüm sevincin
önce sofrayı kur
bak/gördün mü
nasıl sıcacık ekmek
sevenin yüreği/elimin emeği
nerede kaldı bunlar
çocuklara bir bak

-oyundalar/gelirler şimdi
saklama yüzündeki ikircimi
bir çatırtı/zaman durdu
işte oyun
onlar vuruldu

biraz gözyaşı biraz tuz
ekmeğim sokaklarda
sofrayı kaldır